Karamuk’un diğer adı nedir? Bir dağın eteğinde başlayan hikâye
Bugün sabah defterimi açtığımda ilk yazdığım şey şuydu: “İnsan bazı kelimeleri öğrenince geçmişini daha net hatırlıyor.” Sonra durdum. Kalem elimde öylece kaldı. Çünkü aklıma çocukluğumda Kayseri’nin dağlarında dolaşırken topladığım o küçük, ekşi meyveler geldi.
Adını yıllarca bilmeden yediğim şeyin aslında “karamuk” olduğunu çok sonra öğrendim. Ama daha da ilginci, herkesin başka bir isimle çağırmasıydı. O yüzden o sabah kendime tekrar sordum: Karamuk’un diğer adı nedir?
Dağın kenarında öğrendiğim ilk şey: Karamuk’un diğer adı nedir?
Ben 25 yaşındayım ve Kayseri’de yaşıyorum. Çocukluğumdan beri doğayla iç içe büyüdüm ama bazı şeylerin adını hep geç öğrendim. Karamuk da onlardan biri.
İlk kez adını bilmeden tattığımda, elimde dikenleriyle birlikte kopardığım küçük mor meyveler vardı. Ağzıma attığımda yüzümü buruşturmuş ama yine de yemeye devam etmiştim. Ekşiliği garip bir şekilde hoşuma gitmişti. O zamanlar bunun bir adı olduğunu bile bilmiyordum.
Yıllar sonra bir gün bir büyük, “Onlar karamuk, yani bazı yerlerde kadın tuzluğu derler” dediğinde içimde garip bir şey oldu. Sanki kaybettiğim bir şeyi geri bulmuş gibi hissettim.
Evet, karamuk’un diğer adı nedir? sorusunun cevabı en çok “kadın tuzluğu” olarak geçiyor. Ama bu sadece bir isim değil, sanki farklı coğrafyaların aynı şeye verdiği farklı duygular gibi.
İsimlerin taşıdığı ağırlık
O gün defterime şunu yazmışım: “Bir şeyin adını öğrenince, ona bakışın değişiyor ama his aynı kalıyor.”
Karamuk artık sadece bir meyve değildi benim için. Çocukluğumun dağları, dizlerimdeki çizikler, toprak kokusu ve eve geç kalma korkusuydu.
Ama yine de içimde bir boşluk vardı. Çünkü isim öğrenmek bazen tamamlanmak değil, eksilmek gibi hissettiriyor.
Karamuk’un diğer adı nedir? sorusunun peşinden giden bir yol
Geçen sonbaharda, Kayseri’nin kırsalına doğru kısa bir yolculuk yaptım. Hava serindi. Rüzgâr yüzümü kesiyordu ama garip bir huzur vardı.
O gün tek amacım vardı: Karamuk’u yeniden görmek.
Yol boyunca kendi kendime tekrar ettim: Karamuk’un diğer adı nedir?
Sanki bu sorunun cevabı sadece bilgi değil de bir tür kapıydı.
Dağların sessizliği ve hatırladıklarım
Yürürken çocukluğum geldi aklıma. Annemin sesi, “Çok uzaklaşma!” diye bağırışı… Ama ben hep biraz daha ileri gitmek isterdim.
O zamanlar korku ile heyecan aynı şeydi benim için. Bir yandan kaybolmaktan korkardım, bir yandan da yeni bir şey bulmanın heyecanı içimi yakardı.
O gün de aynı duygular içimdeydi. Sanki yıllar önce bıraktığım bir parçayı arıyordum.
Bir çalının yanında durdum. Dikenli dalların arasında küçük, koyu mor meyveler vardı. İşte oradaydı.
Elimi uzattım ama bir an durdum. Çünkü çocukken hissettiğim o ekşilik sadece meyvede değil, anının kendisindeydi.
Bir meyveden daha fazlası
Karamuk’u ağzıma attığımda gözlerimi kapattım. O ekşi tat hemen yayıldı. Ama bu kez farklıydı.
Çünkü artık biliyordum: Bu sadece bir meyve değil, bir geçmişti.
Ve o an yeniden sordum kendime: Karamuk’un diğer adı nedir?
Kadın tuzluğu… Bu kelime bile bana uzak ama tanıdık geldi. Sanki birinin başka bir dilde çocukluğumu anlatması gibiydi.
Kayseri’de bir çocukluk ve karamuk’un gölgesi
İlgili Yazımız: Tul ile işmam nedir ?
Çocukken bazı şeyleri sorgulamazsın. Sadece yaşarsın.
Bizim için karamuk, yaz sonunun habercisiydi. Okul başlamadan önceki son özgür günler gibi.
Arkadaşlarımla birlikte dağlara çıkardık. Kim daha çok toplayacak diye yarış yapardık. Ellerimiz diken içinde kalırdı ama kimse şikâyet etmezdi.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o günlerin ne kadar saf olduğunu daha iyi anlıyorum.
Bir kaybın farkına varmak
Büyüdükçe fark ettiğim şey şu oldu: Artık o kadar kolay heyecanlanmıyorum.
Belki de bu yüzden karamuk’u yeniden görmek istemiştim. Çünkü o basit heyecanı hatırlamak istiyordum.
Ama bir şey eksikti. O eski ben yoktu.
O an içimde hafif bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü bazen geri dönmek istediğin yer, artık seni kabul etmiyor gibi hissediyorsun.
Defterime yazdığım cümle
O gün defterime şunu yazdım:
“Bazı şeyleri bulmak, onları kaybetmekten daha ağır.”
Karamuk’un diğer adı nedir? ve insanın iç dünyası
Eve dönerken otobüste camdan dışarı baktım. Dağlar yavaş yavaş uzaklaşıyordu. Ama içimde bir şey hâlâ orada kalmıştı.
Kendi kendime tekrar sordum: Karamuk’un diğer adı nedir?
Bu soru artık sadece bir isim öğrenme isteği değildi. Bir anlam arayışıydı.
Çünkü isimler bazen insanın kendini anlaması için bir araç olur.
İsimler neden bu kadar önemli?
Bir şeyin adını bilmek, onu kontrol ediyormuşuz gibi hissettirir. Ama aslında öyle değildir.
Karamuk bana şunu öğretti:
Bir şeyi adlandırmak, onu sahiplenmek değil; sadece tanımaya başlamaktır.
Kadın tuzluğu demek, onun farklı bir yüzünü görmek gibi. Ama öz değişmez.
Kendi iç sesimle yüzleşme
O yolculuktan sonra birkaç gün kendime gelemedim. Çünkü içimde bir şey kıpırdanmıştı.
Sanki çocukluğumla yetişkinliğim aynı masada oturmuş ve birbirine bakıyordu.
Biri basit şeylerle mutlu olurken, diğeri sürekli hesap yapıyordu.
Ve ben ikisinin arasında kalmıştım.
“Karamuk’un diğer adı nedir” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Vivago okurları için daha fazlası yolda!
Son karşılaşma: Karamuk’un diğer adı nedir? sorusunun bende bıraktığı iz
Bir hafta sonra tekrar aynı yere gittim. Bu kez tek başımaydım.
Hava daha soğuktu. Rüzgâr daha sertti.
Karamuk çalısının önünde durdum. Bu kez acele etmedim.
Elimi uzattım, bir tane meyve kopardım ve ağzıma attım.
Ekşilik yine geldi. Ama bu kez rahatsız etmedi.
Çünkü artık biliyordum: Bu tat, geçmişimin bir parçasıydı.
Ve son kez kendi kendime sordum: Karamuk’un diğer adı nedir?
Cevap artık sadece “kadın tuzluğu” değildi.
Cevap, Kayseri’de büyüyen bir çocuğun hatıralarıydı.
Dizlerindeki çiziklerdi.
Dağlara kaçışlarıydı.
Ve büyüdükçe kaybettiğini sandığı ama aslında içinde taşıdığı her şeydi.
O gün eve döndüğümde defterimi açmadım.
Çünkü bazı şeyler yazıldığında değil, yaşandığında anlam kazanıyordu.