İçeriğe geç

Boğazda kaç bogum var ?

Boğazda Kaç Boğum Var? Hayatımı Sorgularken Öğrendiğim O Gereksiz Ama Acayip İlginç Bilgi

Geçen gün arkadaş ortamında yine gereksiz ama inanılmaz özgüvenli bir tartışmanın içindeydik. Hani şu gece 01.30’dan sonra beynin “Ben artık mantıklı düşünmeyeceğim” diye istifa ettiği anlar vardır ya… İşte tam o saatler.

Masada biri çiğ köfte söylüyor, biri eski sevgilisinin story’sini analiz ediyor, biri de durduk yere:

“Olum boğazda kaç boğum var biliyor musunuz?” dedi.

Bakın, normal bir insan “Bilmiyorum” der geçer. Ama İzmir’de yaşayan ve boş anlarında kendi kendine “Acaba martılar bizi gerçekten seviyor mu yoksa simit için mi geliyorlar?” diye düşünen biri olarak konuya gereğinden fazla takıldım.

Çünkü benim beynim şöyle çalışıyor:

Normal insan: “Boğazda kaç boğum var?”

Ben: “Acaba bu bilgi hayatımı değiştirir mi? Ya şu an boğazımdaki boğumların farkında olmadan yaşıyorsam? Ya onlar da beni hissediyorsa?”

Sonra internet araştırmaları, yarım yamalak anatomi bilgileri, arkadaşların saçma yorumları derken kendimi gece 3’te aynanın karşısında yutkunurken buldum.

İnsan gerçekten garip bir canlı.

Önce Şunu Netleştirelim: Boğazda Kaç Boğum Var?

Merhaba! Vivago sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “Boğazda kaç bogum var” var.

Teknik olarak insanların “boğaz boğumu” dediği yapı genellikle gırtlak ve çevresindeki anatomik çıkıntılarla ilişkilendiriliyor. Halk arasında özellikle erkeklerde belirgin görünen Adem elması da bu muhabbetin merkezinde.

Ama mesele şu: İnsan boğazı lego seti gibi “5 boğum solda, 3 boğum sağda” diye ayrılmıyor.

Yani “Boğazda kaç boğum var?” sorusunun net bir matematik cevabı yok. Çünkü burada konuşulan şey anatomik segmentlerden çok halk arasındaki kullanım.

Fakat bunu arkadaş ortamında açıklayınca kimse sizi dinlemiyor.

Ben geçen bunu anlatmaya çalıştım:

“Şimdi aslında boğum dediğimiz şey anatomik olarak—”

Burak sözümü kesti:

“Kanka sen niye her şeyi TED konuşmasına çeviriyorsun?”

Haklı çocuk.

Bazı insanlar bilgiyi kısa ister. Ben ise açıklarken üniversitede seçmeli ders anlatan hocaya dönüşüyorum.

Türk İnsanının Gereksiz Bilgilerle İmtihanı

Bizim milletin çok özel bir yeteneği var.

Dünyanın en kritik meselelerini boşverip aşırı spesifik konulara saatlerce kafa yorabiliyoruz.

Örnek:

  • “Karadenizliler neden hızlı konuşuyor?”
  • “Penguenlerin dizleri var mı?”
  • “Boğazda kaç boğum var?”

Ve işin kötü tarafı şu:

Bu sorular bir kez aklına girince çıkmıyor.

Ben artık markette su içerken bile boğazımı hissediyorum. Geçen kasada kadın:

“Poşet ister misiniz?”

dedi.

Ben o sırada iç ses:

“Şu an yutkunurken hangi kas aktif acaba?”

Kadın yüzüme baktı. Muhtemelen beni sistemden düşmüş NPC sandı.

Boğaz Meselesi Neden Bu Kadar Dikkatimizi Çekiyor?

Çünkü boğaz insanın en dramatik organlarından biri.

Bak cidden.

Düşünsene…

Mutluysan düğümlenir.

Üzgünsen düğümlenir.

Heyecanlanırsın düğümlenir.

Sunum yaparsın kurur.

Gazoz hızlı kaçarsa yaşamla bağlantın kesilir.

Bir de o an vardır…

Su içerken yanlışlıkla nefes borusuna kaçar.

İşte o an insanlığın bütün karizması yok oluyor.

Ben geçen kafede havalı havalı konuşuyorum:

“Bence insan ilişkilerindeki temel problem iletişim eksikliği—”

Su ters gitti.

Bir anda:

“KHHHHH-HÖÖÖĞHHH-KHHHH!”

Oldum.

Arkadaş sırtıma vuruyor.

Yan masadaki teyze ayağa kalktı.

Garson ambulans bakışı attı.

Hayat bazen sana “Çok da filozofluk yapma” diyor.

Boğazda Kaç Boğum Var? Sorusu Aslında Psikolojik Bir Yolculuk

Bakın bu sadece anatomi değil.

Bu tamamen insanın kendini gereksiz düşünceler içinde kaybetmesiyle alakalı.

Çünkü ben fark ettim:

İnsan ne kadar fazla düşünürse o kadar tuhaf sorulara takılıyor.

Gece yatıyorum.

Normal insan:

“Yarın işe kaçta kalksam?”

Ben:

“Acaba balıklar susuyor mu?”

“Boğazda kaç boğum var?”

“Martılar neden sürekli bağırıyor?”

“Acaba tost makinesi beni sever miydi?”

Sonra beynim kapanmıyor.

Bir ara gerçekten kendi kendime şunu düşündüm:

“Ya boğazımdaki boğumların bir kişiliği varsa?”

Bak bu düşünceye nasıl geldim bilmiyorum.

İzmir sıcağı olabilir.

İzmir’de Düşünmek Ayrı Bir Seviye

Kordon’da yürürken insan fazla düşünüyor.

Deniz var.

Rüzgâr var.

Bir yanda sokak müzisyeni “Duman” çalıyor.

Sen elinde kahveyle yürüyorsun ama iç dünyanda ekonomik kriz, eski ilişkiler ve boğaz anatomisi aynı anda dönüyor.

Ben geçen yürürken bir anda yutkundum.

Sonra düşündüm:

“Bu otomatik bir şey ama ya manuel olsaydı?”

Düşünsene sürekli şöyle yapıyoruz:

“Dur bi saniye yutkunmayı unuttum.”

İnsan bedeni gerçekten korkutucu derecede otomatik çalışıyor.

Ve biz bunu çok hafife alıyoruz.

Çocukken Boğazımızla İlişkimiz Daha Safmış

Çocukken boğaz sadece iki şey için vardı:

  • Dondurma yemek
  • Hasta olup okuldan kaçmak

Bir de annelerin klasik teşhisi:

“Boğazın kızarmış.”

Annem bunu nasıl anlıyordu hâlâ bilmiyorum.

Kadın yüzüme bakıp teşhis koyuyordu.

Ben daha ne hissettiğimi bilmiyorum.

Annem:

“Hastalanıyorsun.”

Ben:

“Nereden bildin?”

Annem:

“Anneyim.”

Bu nasıl özellik ya?

Marvel evrenine eklenmesi lazım.

Erkeklerin Adem Elmasıyla Olan Gereksiz Gururu

Bir de şu mesele var.

Bazı erkekler Adem elmasını inanılmaz önemli bir şey sanıyor.

Lisede bir arkadaş vardı sürekli çenesini yukarı kaldırıyordu.

Niye?

Adem elması görünsün diye.

Abi bu nasıl ego?

Sanki gizli boss özelliği.

Benimki çok belirgin değil mesela.

Ama zaten benim bedenim de genel olarak “ortalama Türk erkeği deneme sürümü” gibi çalışıyor.

Spor yapıyorum üç gün sonra bırakıyorum.

Diyet yapıyorum gece tost yiyorum.

Su içmeye başlıyorum ikinci gün kola içiyorum.

Kararlılık desen internet paketi gibi sürekli bitiyor.

Boğazın Duygusal Yükü Fazla

İnsan duygularını en çok boğazında hissediyor.

Ağlayacağın zaman düğümleniyor.

Heyecanlanınca ses çatlıyor.

Hoşlandığın biriyle konuşurken kelimeler birbirine giriyor.

Ben bir kıza kahve teklif edecektim zamanında.

Normal cümle şu:

“Kahve içelim mi?”

Benim çıkan ses:

“Kah…ve… şey… sıcak… yani içecek…”

Kız bana baktı.

Ben o an içimden:

“Boğazım şu an beni neden sabote ediyor?”

dedim.

İnsan kendi organlarından destek bekliyor gerçekten.

Boğazda Kaç Boğum Var? Google’a Yazınca Gelen O Garip Hissiyat

Bir şeyi Google’a yazınca bazen insan kendinden utanıyor.

Mesela arama geçmişim şöyle:

  • “Boğazda kaç boğum var?”
  • “Martılar neden bağırır?”
  • “Çay neden rahatlatır?”
  • “İnsan neden durduk yere eski sevgiliyi stalklar?”

FBI bunu görse “Bu çocuk tehdit değil ama kafası çok karışık” der.

Arkadaş Ortamında Bilgili Görünmenin Riskleri

Bir konuda yanlışlıkla bilgili görünürsen geçmiş olsun.

Artık herkes seni uzman sanıyor.

Bir kere boğaz anatomisiyle ilgili iki cümle kurdum diye arkadaş ortamında bana dönüp:

“Kanka geniz akıntısı neden olur?”

diye sormaya başladılar.

Ben nereden bileyim abi?

Ben sadece meraktan araştırdım.

Türk erkeğinin en büyük özgüveni de burada zaten.

Hiç bilmediği konuda bile yorum yapıyor.

Kuzenim geçen dedi ki:

“Bence boğazda 7 boğum vardır.”

“Neden?”

“İçime doğdu.”

Bilim şu an ağlıyor.

İnsan Bedeni Fazla Kompleks

Ne kadar düşünürsen düşün beden hâlâ gizemli geliyor.

Mesela küçücük bir gıcık oluyor boğazında, bütün gün psikolojin bozuluyor.

Gece yatarsın:

“Hastalanıyor muyum?”

Sonra internet araştırması yaparsın.

Hayatının en büyük hatası.

Çünkü internette ya hiçbir şeyin yoktur ya da üç dakikan kalmıştır.

Orta yol yok.

Ben artık internetten belirti araştırmıyorum.

Bir keresinde baş ağrısı yazdım.

Karşıma çıkan sonuçlardan sonra vasiyet hazırlayacaktım.

Umarız “Boğazda kaç bogum var” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Vivago ekibinden sevgilerle!

Sonuç Olarak: Boğazda Kaç Boğum Var Bilmiyorum Ama Hayat Gerçekten İlginç

Belki bu sorunun net cevabı yok.

Belki mesele zaten cevap değil.

Çünkü insan bazen saçma sorular üzerinden kendini oyalıyor.

Hayatı düşünmemek için.

Geleceği düşünmemek için.

Mesaj atıp atmama krizlerini düşünmemek için.

Ben bazen sırf kafam dağılsın diye anlamsız bilgiler okuyorum.

Sonra bir anda kendimi gece yarısı “Boğazda kaç boğum var?” araştırırken buluyorum.

Ve dürüst olmak gerekirse bu biraz hoşuma gidiyor.

Çünkü insanın hâlâ merak ediyor olması güzel şey.

Her şeyi bilmesek de olur.

Bazen arkadaş ortamında ortaya atılan saçma bir soru bile geceyi eğlenceli yapıyor.

Bir yandan gülüyoruz.

Bir yandan düşünüyoruz.

Bir yandan da boğazımıza takılan cips kırıntısıyla yaşam mücadelesi veriyoruz.

Hayat tam olarak böyle bir şey zaten.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://www.utopyaforum.com https://gahi.com.tr https://gaci.com.tr Sitemap
ilbet giriş