Örümceğin Diğer Adı Nedir?
Kayseri’nin sert rüzgârı yüzümü okşarken, ellerimdeki eski defteri açıyorum. Bazen, bazı şeyler insanı duraklatır, düşündürür ya, işte o anlardan biri bu. Özellikle de, zaman zaman küçük bir soru, hayatımın tüm anlamını derinden değiştirebilir. Bugün kafamı kurcalayan soru şuydu: Örümceğin diğer adı nedir?
Bir Odanın Sıkışmış Hissi
Günlerden bir gün, evdeki sessizlikte sıkışıp kaldım. Gözlerim, her köşede yerini almış kitaplara kayıyor ama bir türlü dikkatimi toplayamıyordum. Sonra birden, pencerenin kenarında, eski perdemin hemen dibinde, bir örümcek gördüm. Hani, o iğrenç değil de gizemli olanlardan… Küçücük, zarif ama bir o kadar da korkutucu. Gerçekten çok farklı bir havası vardı.
Örümcek bana hep bir şeyler hatırlatıyor ama neydi, bilmiyorum. Bazen kendimi, o odanın köşesinde sıkışıp kalmış bir örümcek gibi hissediyorum. Bir yanda duvarlar, bir yanda bana dayatılan dünya… Her hareketim, her düşüncem, bazen tek bir iğne deliğinden çıkmak gibi. “Örümceğin diğer adı nedir?” diye soruyorum, belki de ben bu örümceğe o kadar benziyorum ki… Hayatta bazen yanlış anlaşılmak, insanlar tarafından tanınmamak zor. Ne yaparsan yap, ne kadar kendini gösterirsen göster, etrafındaki herkes, kendilerine göre bir isim takıyor. Tıpkı bu örümceğe takılan o basit, korkutucu ismin gibi. O kadar kolay, o kadar sınırlayıcı.
İçimdeki Karanlık
O an, içimi bir karanlık kapladı. Kendimi çok garip hissediyordum. Yine aynı duygular… Hayal kırıklığı. İnsanlara ne kadar yakın olsan da, ne kadar samimi olsan da, sonunda her şeyin sonu belli değil mi? Kısa bir süre önce, birine daha güvenmişken, kendimi başka bir boşlukta buluyordum. Kayseri’de bir evde tek başına, kalbimde yoğun bir yalnızlık hissiyle. Saatlerin geçişini izlerken, tek yapabildiğim şey, o örümceği izlemekti.
Beni anlamadıklarını düşündüğümde, bir adım bile atmaya cesaret edemedim. “Beni izlemeyi tercih et, öyle değil mi?” dedim, gözlerimdeki kaybolmuş umudu bastırarak. O an, kalbimde bir çöküş oldu. Kendimi nasıl anlatmalıyım ki? Ya da anlatmalı mıyım? Hayat bazen sessizliğin içinden çıkıyor, bazen de tek bir bakış yeterince derin olabiliyor. Ama o bakışı bulmak… İşte bu en zor olanıydı. Duygularımı kimse anlamaz mıydı? Bazen bir örümceğin ardındaki gerçek gibi, belki de ben de herkesin anlamadığı bir yerde gizliydim.
Bir Yudum Umut
Bir süre sonra, o örümceği gözlerimden ayırmadan düşündüm. Her hareketi, her ince detay bana hayatımın bir anını hatırlatıyordu. Ama bu defa, bir farkla… Onu sevmiştim, ya da en azından çok yakın bir yerlerde hissetmiştim. Onun yaşam tarzı, nereye gidip ne yapacağı belli olmayan bir varlık olması, bana garip bir şekilde umut verdi. O kadar hareketli, o kadar kararlıydı ki, sanki bana “bir yol bulacaksın” diyor gibiydi.
Hayatımda bazı insanlar belki de örümcek gibiydi; herkesin gözünde küçük, zarif ve anlamadan var olan ama aslında çok daha derinlerde bir amacı olan varlıklar. Kendi köşelerinde yaşayıp, tüm dünyadan habersiz, sessizce ilerleyen. Onlar ne yaparsa yapsınlar, insanların ne düşündüğünü anlamazlar; ama bir şey var, onları izleyen bir göz var. O göz, belki de en önemli şey. Ve ben, bir göz arıyordum, kendimi bir adım daha yakın hissedebilmek için.
Sonunda… Sorunun Cevabı
Ve sonunda sorunun cevabı aslında bana çok yakındı. “Örümceğin diğer adı nedir?” diye sordum ama belki de cevabı bulmak için yanlış soruyu soruyordum. Gerçekten de sorunun cevabı, örümceğin ne olduğunu anlamaktan çok, kendi iç yolculuğumla ilgiliydi. Kendimi tanıdıkça, örümceği, evimi, duygularımı, hepsini biraz daha anladım. Örümceğin adı belki de hayatın kendisiydi; zaman zaman karanlık, bazen zorlayıcı ama sonunda her zaman bizi bir yerlere götüren.
O gün, Kayseri’nin o soğuk, gri havasında, yalnız bir odada, aslında en büyük sorunun cevabını bulduğumu fark ettim. Örümceğin adı, belki de sadece yoldu. Kendi yolum…