Bilgisayar Programcılığı Mezunu Memur Olabilir Mi?
Geçen gün eski bir arkadaşımın dükkânının önünden geçerken, gözüme takıldı. O, bilgisayar programcılığı mezunu olan ve hepimize “Hadi, gelin de ben size kod yazarken gördüklerinizi anlatayım” diyerek ne kadar geek olduğunu ispatlayan o arkadaş. Ama gelin görün ki, şimdi “memur” olmuş. Evet, yanlış duymadınız; o yazılım dehası, bir kamu kurumunda oturuyor, sabah 9 akşam 5 arası bir ofis ortamında, dosya karıştırıyor, evrak imzalıyor. Bilgisayar programcılığı mezunu memur olabilir mi? İşte bu sorunun cevabını hem komik hem de düşündürücü bir şekilde arayacağız. Kendi hayatımdan kesitlerle anlatmaya çalışacağım.
Bir Yüksek Lisans, Bir Memurluk
Hani bazen, üniversiteden mezun olduktan sonra hayatın size verdiği yolu görmek zordur. Mezuniyet sonrası kimse size “Gel, programla dünyanın sorunlarını çözelim” demiyor. Bunun yerine “İçeri geç, ekranda dosya aç, sonra diğer dosyayı aç, sonra onları birleştir…” diyen bir memur pozisyonunda bulabiliyorsunuz kendinizi. Ama işin komik tarafı şu: Ben bilgisayar programcılığı mezunu olarak, yazılım geliştirmeyi çok seviyorum. Fakat içimden bir ses her zaman “Sen bunu yapamazsın” diyor. Zaten tam o noktada, bir kamu kurumu ilanı buluyorum ve “Memur olmalı mıyım?” diye düşünüyorum.
İçimden bir ses daha “Ama sen bilgisayar programcılığı okudun, yazılım geliştirici olmalısın, işin bu!” diyor. Diğer ses ise “Ya ama memur olmak da fena fikir değil, 9-5 mesaisi, hafta sonu tatili, yok mu?” diye fısıldıyor. İkisi arasında gidip geliyorum.
Sonunda, kendimi gerçekten bir kamu kurumunun kapısında buluyorum. Güleryüzlü bir memur, “Hoş geldiniz, başvurunuzu alalım” diyor. O an ne kadar ciddiyim, ne kadar yazılım dünyasının bir parçasıyım, bir anda kayboluyor. O an şüphelerim başlıyor: Bilgisayar programcılığı mezunu memur olabilir mi? sorusuna gerçekten hazır mıyım?
Hayatın “İleri Düzey” Modu
Bir gün, yazılım geliştiren bir şirketin etrafında dolaşıyorum. “Yazılım geliştirici olacağım,” diye içimden geçiriyorum. Birden telefonda ses geliyor: “Hoş geldiniz, mülakatı kazandınız!” Gözlerim doluyor. Ama sonra düşünmeye başlıyorum… “Kazanmak ne demek? O kadar da basit mi?” Sonra bir başka düşünce, “Benim yazılım dili bilgilerim çok fazla ama burada insanlar Excel kullanıyor.” Evet, yanlış duymadınız, Excel. Ve o an anlıyorum: “Burada yalnızca verileri değil, bilgileri de ‘topla’ diyorlar.”
Çünkü bu “Excel” kelimesi, yazılım geliştirmeye gönül vermiş biri için tam anlamıyla bir darbe. O kadar bilgiyle bu kadar “toplama yapma” işi, birbirine nasıl bağlanır, bir anlam çıkartılır, bilmiyorum. Ama hayatta en önemli şeyin bir konuda uzmanlaşmak olduğuna inanıyorum. Belki de memur olma yolunda kendimi en çok bu konuda bulacağım.
Bürokratik Dalgalar ve Kod Okur-Yazarları
Düşünün, siz bir yazılım geliştirme mühendisisiniz, her şey kod, fonksiyon, algoritmalarla ilgili. Ama bir kamu kurumunda çalışmaya başladığınızda, işler bambaşka bir hal alıyor. Birçok meslektaşım, “Şu dosya ile o dosyayı eşleştir, ondan sonra birleştir, ardından raporları yaz, ama hepsinde doğruyu yaz, çünkü ‘yazılı’ deniyor” diyebiliyorlar. Burası tam bir burokratik kod yazma yeri gibi bir şey oluyor. Kimse size C++ veya Python kodu yazmayı sormuyor, sadece işleri düzgün bir şekilde yapıp, çalışma sistemini öğrenmeniz bekleniyor.
Evet, işin asıl komik kısmı burada başlıyor. O kadar iyi bildiğiniz yazılım dillerini, ofiste bilgisayar başında günlük işler için kullanmak, memurluğun sunacağı tek şey olabilir. Ve bir bakıyorsunuz, “Evet, ben bilgisayar programcılığı mezunuyum, ama şu an bilgisayar başında Excel’de formüller yaparak memurluk yapıyorum.”
Memurluk ve Yazılım – İkisi Bir Arada Olur Mu?
Tabii, memuriyetin de avantajları yok değil. Mesela, işinize sabah 9’da başlamanız, akşam 5’te mesaiyi bitirmeniz, haftada 2 gün tatilinizin olması… Bunlar müthiş şeyler. Çünkü bir yazılım geliştirici olarak her zaman işinizin peşinden koşmak zorundasınız, bitmek bilmeyen projeler, testler, hatalar, debugging… Ama memur olunca, bu tür şeyler çok daha az. En güzel tarafı ise, özel sektördeki gibi stresli olmanıza gerek yok. Bürokratik işlerin rutini, kafayı sakin tutmanıza yardım edebilir.
Tabii bu nokta, işin meslek sevgisi kısmı. Yani yazılım geliştirme konusunda gerçekten bir “tutku” besliyorsanız, o zaman memurluk pek sizin alanınız olmayabilir. Fakat, memurluk, bilmediğiniz pek çok konuda da size yeni bir bakış açısı kazandırabilir. Özellikle de sürekli yeni şeyler öğrenmeye hevesliyseniz.
Bir Süre Sonra Gerçekleşen Hayal Kırıklığı
Bir hafta sonra, artık memurluk görevimi tamamen öğrenmiş, rutinleri çözmüş ve dosya karıştırmayı başarmıştım. O kadar çok dosya ve bürokrasiyle boğulmuştum ki, yazılım dünyasının içindeki algoritmalar bana o kadar yabancı gelmeye başladı ki. Bir zamanlar “Ben kod yazacağım” diye hevesle başladığım yolda, şimdi “Ben bu dosyayı buraya koyarım, şunu şuraya taşırım” diye düşünüyordum. Bilgisayar programcılığı mezunu memur olabilir mi? Bu sorunun cevabı aslında çok netti: Olabilir, ama isterseniz! Çünkü hayat bazen bizlere hiç beklemediğimiz yerlerde de öğretici deneyimler sunabiliyor. Memuriyet, bana yazılımın dışında bir dünyanın da var olduğunu gösterdi.
Sonuç: Her Şey Bir Tercih Meselesi
Sonuç olarak, bilgisayar programcılığı mezunu memur olabilir mi? sorusunun cevabını vereceksek, evet, olabilir. Ama mesleğinize ne kadar tutkulu olduğunuzla ve memurluktan ne beklediğinizle ilgili bir tercih yapmanız gerekiyor. Eğer bir yandan yazılım dünyasında hayal ettiğiniz projeleri yapmaya devam ediyorsanız, belki memurluk size göre olmayabilir. Ama işinize biraz daha sakin ve düzenli bir bakış açısı getirmek istiyorsanız, memur olmak da gayet eğlenceli olabilir.
Sonuçta her şey bir denge meselesi. Hem dosyaları düzenleyip hem de kod yazmak zor olabilir, ama bazen işin en büyük faydası, bilgisayar başında her şeyin kontrolünü ele almakta değil, ofisteki kahve makinesinin başında sohbet etmekte yatar.